Türkiyenin Bölgesel Güç Kartı

 Türkiyenin Bölgesel Güç Kartı

Türkiye’yi yakından izleyen ve ülkede birer yatırımcı konumunda bulunan global şirketlerin tepe isimleri bu coğrafyada Türkiye’nin değişen jeopolitik şartlardan kendisine yeni başarı hikayeleri yazacağına inanıyor.

İki yabancı. Biri Citi’nin Kurumsal Müşteri Grubu Global Başkanı Alberto Verme. Diğeri alacak sigortası şirketi Euler Hermes Makroekonomik Araştırmalar Müdürü Alexis Garatti.

Geçtiğimiz günlerde her iki isim de farklı toplantılar için geldikleri İstanbul’da Türkiye ve bölge ekonomisini değerlendirdi. Her ikisi de Türkiye’nin yeni büyüme hikayesinin temelinde ‘bölgesel üretim ve ticaret üssü’ vizyonu olması gerektiğine inanıyor. Alberto Verme, “Uzun dönemde Türkiye’nin üretim ve ticaret alanında bir bölge merkezi konumuna gelebileceğine inanıyoruz. Türkiye’nin yeni hikayesinin mihenk taşlarından biri de bu olacak” ifadelerini kullandı. Alexis Garatti ise “Ticarette yeni trend bölgeselleşme. Türkiye, iki önemli bölge, Asya ve Avrupa bloğunun ortasında. Türkiye bölgesel güç kartını ön plana çıkartarak bunu bir başarı hikayesine döndürebilir” dedi.

Jeopolitik şartlar değişiyor
Türkiye’yi yakından izleyen ve ülkede birer yatırımcı konumunda bulunan global şirketlerin tepe isimleri bu coğrafyada Türkiye’nin değişen jeopolitik şartlardan kendisine yeni başarı hikayeleri yazacağına inanıyor. Ticaret savaşları ve bunun getirdiği yeni bölgesel ittifakların Türkiye’yi merkez haline getireceği vurgulanıyor.

Citi’nin Kurumsal Müşteri Grubu Global Başkanı Alberto Verme, 40 yıllık bankacı… 25 yıldır Citi’de çalışıyor ve Türkiye piyasalarını 20 yıldır izliyor… Müşteri radarında Citi’nin faaliyet gösterdiği ülkelerin büyük kurumsal müşterileri ve aile şirketleri var. Kendisi ile geçtiğimiz günlerde İstanbul’da konuşma fırsatı yakaladık. Verme, Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirirken dünyada birçok ülkenin kendilerine özgü bazı problemleri olduğunu, global zorlukların bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini anlattı. Yatırımcıların dikkatle izlediği gelişmelerden bahsederken ABD ve Çin arasındaki ticari gerilimi, petrol fiyatlarının yükselmesi ve Venezüela’dan Orta Doğu’ya kadar artan jeopolitik gelişmelerin yarattığı kelebek etkisine atıfta bulundu. “Türkiye tek değil” mesajı veren Alberto Verme, “Türkiye, üretim ve ticaret alanlarında dünyanın gelecek vaat eden en büyük iki tüketim pazarı Çin ve Hindistan’a açılan bir geçit olabilir” dedi.

Verme, bu öngörüsünü bir adım daha ileriye taşıyarak “Aynı zamanda, Brexit süreci ile ilgili görüşmelerin sonuna yaklaştığımız bu dönemde İngiltere’nin ticaret alanında işbirlikleri aramasını bekleyebiliriz. Bu, Türkiye için iyi bir fırsat olabilir. Sıkı bir işbirliği ile Türkiye İngiltere’deki üreticiler için Hindistan ve Çin pazarlarına ulaşmada önemli bir ticaret partneri olabilir. Eğer Türkiye önümüzdeki 2 seneyi iyi değerlendirir, kamu maliyesini disiplinli bir şekilde yönetir ve yatırımcı güvenini artırırsa, sonrası sizin için parlak” ifadelerini kullandı. Verme, uzun vadede yatırımcıyı çekmenin öncelikli hikayesinin ise dengeli büyümeden geçtiğine değindi.

Hem üretici hem aracı
Euler Hermes Makroekonomik Araştırmalar Müdürü Alexis Garatti ise “Global likidite kuruyor” uyarısını yapıyor. Peki; likiditeye bağımlı gelişmekte olan ülkeler ne yapacak diye sorduğumuzda “Yeni yollar, iyi nakit akış getirebilecek yeni dış projeler bulacaklar, yüksek fonlama ihtiyacı olan projelerden kaçınacaklar ve ihracat seferberliği ilan edecekler” cevabını veriyor, aynı Alberto Verme’nin inandığı gibi, “Türkiye bölgesindeki ticaretin üssü olabilir” diyor.

Garatti, ticarette yeni trendin bölgeselleşme olduğunu ve Amerika’nın ticaret savaşlarının ateşini yakmasıyla birlikte hem Amerika’da ama çokça Asya’da EPA (Avrupa Birliği-Japonya Ekonomik Ortaklık Anlaşması), CETA (AB-Kanada Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması), EVFTA (Avrupa Birliği-Vietnam Serbest Ticaret Anlaşması) ve ACFTA (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği-Çin Serbest Ticaret Anlaşması) gibi bölgesel ittifaklar kurulduğunu hatırlatarak şunları söylüyor:

“Amerika, Avrupa ve Asya’da bölgesel bloklar oluştu. Bu aynı güçteki ülkelerin anlaşması. Global kavgalara soyunmuyorlar, bölgesel anlaşmalarla şirketlerini ve sektörlerini koruyorlar. Dolayısıyla başarılı olma ihtimalleri yüksek. Türkiye şu anda Asya ve Avrupa bloğunun arasında ve rahatlıkla ‘platform’ rolüne soyunabilir. Türkiye, Avrupa ve Asya platformunun aracısı haline gelerek müthiş bir başarı hikayesine dönüşebilir. Mal ve hizmetlerin bu bölgede hem üreticisi hem aracısı olursunuz. Türkiye kadar jeopolitik avantaja sahip olmayan ülkeler bile bunu deniyor. BAE deniyor, Afrika’da örnekleri oluştu ve Singapur bunu başardı sayılır.”

Global yatırımcılarla iletişimi artırın

Citi’nin Kurumsal Müşteri Grubu Global Başkanı Alberto Verme, dünyada ve bölgede farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük holdinglerin kurucularına da danışmanlık yapıyor. Türkiye’ye yönelik yatırım algısının nasıl olduğunu sorduğumuzda farklı yatırımcı tiplerinin beklentileri arasındaki farklılıklara değindi. “Türkiye’ye daha çok yatırımcı çekmesi için tavsiyemiz ‘global yatırımcılarla süregelen iletişimi artırın olur” diyen Verme, “Türkiye’nin içinde bulunduğu dönemde New York, Londra, Hong Kong, Singapur gibi finansal merkezlerde ülkenin stratejisini anlatmayı sürdürmesi faydalı olur. Bize Türkiye ile ilgili en çok GSYİH büyümesi, enflasyon ve cari açık ile ilgili sorular geliyor. Türkiye’nin son 3 yılda ortalama büyümesi yüzde 5.5 civarında oldu. Ülke, dünya ortalamasından daha hızlı büyüyor. Yatırımcılar 2020-2021’de büyümede bir yavaşlama öngörüyorlar. Ama büyümenin devam edeceğini de öngörüyorlar. Büyümenin enflasyona etkisi oldu. Biz Türkiye’nin enflasyonunu 2002 yılındaki yüzde 50 seviyeleri ile karşılaştırmıyoruz. Cari açığa dikkate edilmesi gerekiyor. Bunu aşmak için kamu, özel sektör ve burada yerleşik yabancı şirketlerin birlikte çalışması faydalı olacaktır” şeklinde konuştu.

Müşterilerimiz Türkiye ile iş yapmaya devam etmek istiyor
Citi’nin 40 yıldan fazla bir süredir Türkiye’de iş yaptığına da işaret eden Verme, “Biz Türkiye’ye güveniyoruz. Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Ortadoğu’ya erişim sağlayan çok özel bir coğrafi konumu var. Yurtdışından yüksek sayıda ve yüksek kalitede müşterilerimiz Türkiye’de iş yapmaya devam etmek istiyor. Biz de bu müşterilerimize sermaye desteği ve danışmanlık hizmeti sağlamaya yönelik taahhüdümüzü sürdürüyoruz” dedi. Citibank Türkiye Ülke Başkanı Serra Akçaoğlu da “Daha önce olduğu gibi 2018’in geri kalanında da stratejimiz, Citi’nin dünyadaki global ağı ile katma değer yaratabileceğimiz alanlarda çalışmak. Öncelikle, müşterilerimizin dünya ticaretinden ve tedarik zincirinden daha fazla pay almalarına destek olmayı hedefliyoruz. Stratejimizin bir diğer ayağını ise portföy ve doğrudan yatırımları Türkiye’ye çekmek oluşturuyor. Aynı zamanda müşterilerimize A’dan Z’ye dijital elektronik çözüm önerileri oluşturmayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.

Likidite evine vahşi bir şekilde dönüyor
Euler Hermes Makroekonomik Araştırmalar Müdürü Alexis Garatti, global likidite koşullarının 2019’da daha zor olacağını söylüyor. Garatti, trilyonlarca dolarlık global likiditenin ABD’ye geri döndüğüne işaret ederek “2012-2016 arasında ABD’den sermaye çıkışı görmüştük. Düşük faiz veren büyük merkez bankalarına karşılık, yatırımcılar yüksek faiz veren ülkelere gitti. Hiç o kadar büyük bir çıkış olmamıştı ve gelişmekte olan ülkeler için hayat çok kolaylaştı. Şimdi gördüğümüz ise likiditenin çok vahşi bir şekilde evine geri dönmesi. ABD ekonomisi beklenenden hızlı ısınıyor ve Fed tam bizim beklediğimiz gibi 2018’i 4 faiz artırımıyla tamamlayacak” dedi. Garatti, Fed’in biri martta diğeri yıl ortasında iki faiz artırımı yapmasını da beklerken ABD’ye önümüzdeki dönemde likiditeyi evine daha hızlı döndürecek ve üzerinde konuşulmayan iki gelişme daha olduğunu söyledi. Bunlardan birinin ‘vergi tatili’ diğerinin de ABD bütçe açığı olduğunu kaydeden Garatti, “ABD, yurtdışında faaliyet gösteren ve bu ülkelerde kâr eden şirketlerine ‘kârınızı o ülkede bırakabilirsiniz’ dedi. Bu vergi tatili bitince likidite bir daha hareket edecek. ABD şirketlerinin hala zamanları var. Bu yüzden para aslında ABD’ye hala hızlı gitmiyor. Çok fazla dikkat edilmeyen bir konu da ABD’nin bütçe açığının ne kadar hızlı arttığı. ABD bütçe açığını fonlamak zorunda ve ABD’nin borcu dünyanın borcuyla rekabete girdi. Yüksek faiz vermeye başladılar. Dolayısıyla tercih oradan yana olacak. Dolayısıyla global ekonomide parasal koşullar açısından bakıldığında 2018’den korktuysanız bir de 2019’u görün” açıklamasını yaptı.

Kaynak:Dünya
Ventur Gumruk Musavirligi Tarafından Derlenmistir.

E-Mail ile Paylaş

e-mail ile paylaşımınız başarıyla tamamlanmıştır.

Diğer Haberler